Nasrettin hoca kimdir?

/ 3 Haziran 2017 / 566 Görüntüleme / yorumsuz /
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1)
Loading...

Nasrettin hoca özlü sözleri, fıkraları olan ve mizahi anlayışa sahip bir bilgedir. 1200 lü yıllarda yaşadığı bilinen Nasrettin hoca Konya/Akşehir yaşamını sürdürmüş ve başta bu şehir olmak üzere Türk kültürün de önemli bir yere sahiptir.

En kolay şekilde eşeğe ters binmesi ile tanınır. Osmanlı döneminde Osmanlı’nın hakim olduğu neredeyse tüm bölgede bilinir ve sevilir.  Her yıl Akşehir de Nasrettin hoca adına festival düzenlenmektedir ve ziyaretçisi oldukça fazla olur. Nasrettin hoca’nın eğitim seviyesi de o döneme göre oldukça yüksektir, Müftülük, Öğretmenlik, İmamlık ve Kadılık yapmıştır. Hazır cevap bir karaktere sahip olan Nasrettin hoca toplum tarafından günümüzde oldukça sevilmektedir. Tüm problemlere mizahi bir bakış açısına sahiptir ve bu şekilde çözüm üretmiştir. Günümüzde hala devam eden 6 yüz yıllık bir Nasrettin hoca efsanesi vardır. Türk toplumuna kazandırılmış mükemmel bir mizah anlayışına sahip özel bir efsanedir.

Nasrettin hoca’dan bir kaç fıkra :

1- Acemi Avcı

Hikâye bu ya, kurtlar Akşehir’e, hatta Hoca’nın mahallesine kadar iner olmuş. Hoca da kış kıyamet demeyip komşusuyla kurt avına çıkmış.

Neyse uzatmayalım, acemi avcı şansı, bir kurdu ininde kıstırmışlar. Komşusu hayvanı görmek için kafasını inin ağzından içeri sokmuş. Sokar sokmaz da ayakları halay tutar gibi zıplamaya oynamaya başlamış. Hoca, “Tamam,” diye düşünmüş, “işte bizim adam kurdu yakaladı. Avcı dediğin böyle olur. Bari yardım edeyim” diyerek adamın ayaklarından asılıp dışarı çıkarmış ki bir de ne görsün; komşunun kafası yok. Hoca’yı bir düşüncedir almış. Apar topar geri dönüp adamın karısına:

Hatırlıyor musun, demiş, ava çıkarken kocanın kafası yerinde miydi?

2-Bir Oğlun Oldu

Hoca’nın karısı ilk çocuğuna gebeymiş. Gebelik ki ne gebelik! Canı ne çektiyse Hoca bulup buluşturmuş, hatuncağızı kuş sütüyle beslemiş. Kadın da nazlı mı nazlı. Doğrusu Hoca’ya yaptırmadığı şey kalmamış.

Bir gün Hoca bir iş için gittiği Konya’dan dönüşünde, cimri komşusu:
– Hocam, demiş, nur topu gibi bir oğlun oldu, gözlerin aydın olsun; müjdeliğimi isterim!
– Git işine be adam demiş. Hoca, oğlum olduysa benim oldu, bundan sana ne?

3- Boş Tencere

Nasreddin Hoca misafiri çok severmiş. Her akşam üç beş ahbabıyla gelir evde ne varsa, Allah ne verdiyse yerler içerlermiş.

Yine bir gün arkadaşlarıyla eve geldiğinde Hoca’nın karısı:
– Aman Hoca, demiş, gözünü seveyim, evde zırnık yiyecek yok. Komşulardan istemeye de yüzüm kalmadı. Şimdi ben ne yapayım?

Hoca eline bir boş tencere alıp misafirlerin yanına gelmiş.
– Dostlarım, demiş, evde yağ, pirinç, un… Bulunsaydı, işte bu tencerede size çorba yapacaktım!

4- Boy Abdesti

Elde münasebetsiz mi yok; kum gibi mübarek… işte bunlardan bir tanesi:

– Hocam, sen bu işleri bilirsin, Akşehir Gölü’nde boy abdesti alırken ne yana döneyim, diye sormasın mı?

Hoca:
– Madem bana sordun, demiş, elbisenin olduğu tarafa dön!

5- Buyurun Cenaze Namazına

Huy çıkar can çıkmaz, derler; Hoca bu, çenesi durur mu? Bir gün nalbantta üç beş kişiyi bir arada bulunca, başlamış Aksak Timur hakkında atıp tutmaya. İçlerinden biri:
– Hoca, demiş, maşallah adama söylemediğini bırakmadın!

Hoca daha neler neler söyleyecekmiş ama içine mi doğdu nedir, işkilleneceği tutmuş. Renk vermeden adamın yüzüne bakarak:
– Kardeşlik, demiş, memleket nere?
– Maveraünnehir!
– Ya mübarek adınız?
– Emir Timur!

Artık rengi mengi kalmayan Hoca:
– Ey Müslümanlar, demiş, buyurun er kişi niyetine, cenaze namazına!

6- Dağ Yürümezse

Nasreddin Hoca, Sivrihisar’dan Bursa’ya giderken bir handa soluklanmak için durmuş. Nerelisin, kimlerdensin diye sorduklarında:
– Akşehirli erenlerdenim, demiş.

Hoca’nın cevabından işkillenen birisi:
– Eren olmak kolay değil, şu yüce dağı ayağına getir de görelim Hoca, demez mi? Hoca:
– Ey ulu dağ, rahatını bozacağım ama yanıma geliver, diye seslenmeye başlamış.

Dağda hiçbir kıpırtı olmadığını görenler:
– Hoca, demişler, nefesin hiç de kuvvetli değilmiş.

Hoca dağa doğru yürümeye başlamış ve:
– Biz büyüklük yapmayız, demiş, dağ yürümezse abdal yürür!

7- Yoğurtlu Pekmez

Nasreddin Hoca’nın canı ne zamandır yoğurtlu pekmez çekiyormuş. Bir türlü nasip olmamış. Nerdeyse bir yıl geçtiği hâlde yoğurtlu pekmezi yiyemeyen Hoca, kendi kendine mırıldanmış:

– Yoğurt bulunur pekmez bulunmaz, pekmez bulunur yoğurt bulunmaz, ikisi bulunur bu sefer de Nasreddin Hoca bulunmaz!

8- Evlilik Tanımı

Yıllardan beri evli olan Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:

– Hocam, evlilik nedir?

Evliliğinden iyice gına gelen Hoca:

– Ne olacak, demiş, aydınlıkta hırlama, karanlıkta horlama!

8- Hamam Parası

Hoca ne zamandır hamama gitmiyormuş. Şöyle dört başı mamur, tenine yakışır bir hamam sefası yapmak niyetiyle hamamın yolunu tutmuş. Hamam ashabından kim tanır ki Nasreddin Hocayı?Mübarekler gün yüzü mü görüyorlar, el içine mi çıkıyorlar? Bakmışlar hırpani kılıklı bir âdemoğlu; ilgilenmemişler bile. Verdikleri tasın bakırı çıkmış vaziyette; tuttukları peştamal eski mi eski… Hoca işini bitirip çıkarken aynacıya on akçe bırakmış. Hamamcılar paşalar gibi uğurlamışlar Hocayı ama, hoş karşılamayınca hoş uğurlama neye yarasın…

Ertesi hafta Hoca yine hamama gitmiş. Bu sefer Hoca’ yı el üstünde tutmuşlar. Hizmetin kusursuzunu yapmışlar; hürmetin kusursuzunu etmişler. Hoca kurunmuş, taranmış, çıkarken aynacıya bir akçe bırakmış. Söylemeyi de unutmamış:

– Yanlış anlamayın çocuklar, bugünün ücretini geçen hafta ödemiştim; bu bir akçe geçen haftanın ücreti!

9- Ters Binmenin Bahanesi

Nasreddin Hoca’nın huyudur, eşeğe ters biner, bilirsiniz; bir gün öğrencileriyle şehir dışına ders yapmaya giderken, içlerinden biri:

– Yahu Hocam, demiş, sen neden ters binersin bu hayvana?
– Böylesi iyi, demiş, Hoca, doğru binsem ardımda Kalırdınız, siz öne geçseniz ben sizin ardınızda kalırdım!

10- Kuzu mu Oğlak mı?

Bizim Nasreddin Hoca’nın cins mi cins, semiz mi semiz bir kuzucuğu varmış. Komşusunun da zayıf, cılız bir oğlakçığı. Gel gelelim komşusu, hemen her gün, Hoca’ dan kuzu ziyafeti çekmesini istermiş. Hoca dayanamayıp kuzuya kıymış. Afiyetle yemişler. Adam da minnet altında kaldığını mı düşünmüş nedir, oğlağı kestiği gibi yahni yapıp aklınca ziyafet çekmiş. Keşke çekmez olaydı, her yerde herkese Hoca ya oğlak ziyafeti çektiğini söyleyip dururmuş. Anlatıla söylene oğlak o kadar büyümüş, o kadar güzelleşmiş ki bir gün Hoca dayanamayıp:

– Şeytan diyor ki, demiş, çıkar oğlakla kuzunun postunu…

Kaynak : https://www.nasrettinhoca.info/tum-fikralar

Benzer Konular
Sabina Toziya Kimdir?
Andy Weir Kimdir?
Damla Can Kimdir ?
Nihat Doğan Kimdir ?