Konfüçyüs Kimdir?

/ 12 Haziran 2017 / 406 Görüntüleme / yorumsuz /
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (oy yok)
Loading...

MÖ 551 – MÖ 479 tarihleri arasında, Doğu Zhou Hanedanlığı döneminde yaşamıştır. Çince adı “Koung Tseu” olan Konfüçyüs, Çin’in Lu şehrinde( şimdiki Shantung eyaletinde) dünyaya gelmiştir. Soylu bir aileye mensup olan Konfüçyüs’un babası Sang Hanedanlığına bağlı idi. Konfüçyüs çocuk yaşta iken babasını kaybedince, annesi tarafından mütevazı koşullarda büyütüldü.

KONFÜÇYÜS KİMDİR

Büyük Çin filozofu Konfüçyüs, on üç yaşına geldiğinde dedesinin yanına gönderildi; altı yıl süreyle dedesinden özel eğitim alarak altı marifet (sanat-hüner) diye adlandırılan, töre (tarihî gelenek ve görenekler), araba sürme, yazı yazma ve hesap yapmayı öğrendi. Altı yılın sonunda dedesi, MÖ 529 yılında ise annesi vefat etti. Konfüçyüs, yaşadığı beyliğin kuralları gereği üç yıl annesinin yasını tuttu.

Geleceğin filozofu, gençliğinde küçük bir memurdu ama birkaç yıl sonra bu görevinden ayrıldı. Hayatının bundan sonraki on altı yılını öğreterek ve felsefesine göz ardı edilemeyecek sayıda yandaş kazandırarak geçirdi.

Konfüçyüs’ün öğretisi din değil, eski Wu-dinine dayanan etik felsefedir. Öğretisinde kesin bir hiyerarşi söz konusudur. İnsan ilişkilerinde birbirine itaat etmesi gereken gruplar şunlardır:

Vatandaş: Hükümdarına itaat etmeli
Genç: Yaşlıya itaat etmeli
Kadın: Kocasına itaat etmeli
Çocuklar: Ana-babaya itaat etmeli
Bu erdemlere ulaşmanın yolu bilgiden geçer. İnsan, hayatı boyunca, alçak gönüllülüğünü koruyarak, yeni şeyler öğrenmeye çaba göstermelidir.

Büyük Çin filozofu Konfüçyüs, Çin halkının temel fikirlerini bir araya getirerek bir inançlar sistemi geliştiren ilk kişidir. Kişisel ahlaka; halkına hizmet eden ve halkı, ahlaki açıdan örnek olarak yöneten bir devlet kavramına dayanan felsefesi; iki bin yıllık Çin felsefesi ve yaşam tarzından süzülüp gelmiş ve dünya nüfusunun elle tutulur bir bölümü üzerinde büyük etki uyandırmıştır.

Konfüçyüs öncesinde de Çinlilerin temel dini olan atalara tapınma, filozofun aileye sadakat ve anne babaya saygı konularına verdiği büyük önem sonucu iyice güçlenmiştir.

Elli yaşlarına geldiğinde Lu hükümetinde yüksek bir makama getirildi, ancak yaklaşık dört yıl sonra saraydaki düşmanları işinden kovulmasını, hatta memleketten sürgün edilmesini sağladılar. Sonraki on üç yılı bir gezgin öğretmen olarak geçirdi ve ömrünün son beş yılında memleketine döndü.

Konfüçyüs’ e göre iki temel erdem, jen ve li’dir ve üstün kişi davranışlarını bu kavramlara göre yönlendirir. “Jen” bazen “sevgi” olarak tercüme edilmekle birlikte, “kişinin insan kardeşlerine duyduğu iyilik dolu ilgi” daha iyi bir tanımdır. “Li”, davranış şekli, dini ayin, görenek, görgü kuralları ve terbiye kavramlarını bir arada ifade eden bir erdemdir.

Devletin halk için var olduğuna inanır ve hükümdarın güç kullanarak değil de öncelikle ahlaki örnek oluşturarak hüküm sürmesi gerektiğini tekrar tekrar vurgulardı. İlkelerinden bir diğeri Altın Kural’ın biraz farklı bir ifadesidir:  “Kendine yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma.”

Konfüçyüs’ün görüşleri bayağı tutucuydu. Altın çağın geçmişte kaldığına inandı ve hem hükümdarı hem de tebaayı o güzelim eski ahlaki değerlere dönmeye sevk etti. Aslına bakılırsa, Konfüçyüs’ün “ideal devlet” biçimi olan “ahlaksal örnek oluşturarak yönetim”, eski zamanlardan kalma bir uygulama değildi; dolayısıyla da Konfüçyüs olduğunu iddia ettiğinden daha yenilikçi bir reformistti.

Konfüçyüs, Çin’ de entelektüel heyecanın yükseldiği bir dönem olan Chou hanedanı zamanında yaşamıştı. Düşünceleri o dönemin hükümdarlarınca kabul edilmemekle birlikte, ölümünden sonra ülkesinin her yanına yayıldı. Ancak M.Ö. 22l’de Ch’in hanedanının ortaya çıkışıyla Konfüçyüsçülük için kötü günler gelip çatmıştı.

Ch’n hanedanının ilk imparatoru, Shih Huang Ti, Konfüçyüs’ün etkisini kökten yok etmeyi ve geçmişten tamamen kopmayı aklına koymuştu. Konfüçyüs öğretisinin baskı altına alınmasını ve kitaplarının tümünün yakılmasını buyurdu. Bu girişimi başarısızdı ve birkaç yıl sonra Ch’in hanedanının sonu geldiğinde Konfüçyüs felsefesini benimseyen ilim adamları, bu felsefenin doktrinlerini öğretmekte yeniden özgür oldular.

Sonraki hanedanın (Han hanedanı) hükümranlığı sırasında, Konfüçyüsçülük, Çin devletinin resmi felsefesi olarak benimsendi.

Konfüçyüsçülük yalnızca Çin devletinin resmi felsefesi olmakla da kalmadı. Konfüçyüs idealleri Çin halkının büyük çoğunluğu tarafından kabul edildi ve iki bin yılı aşkın bir süre yaşamlarını ve düşüncelerini derinden etkiledi.

Konfüçyüs’ün Çinliler üzerindeki muazzam etkisinin birkaç nedeni vardır. İlk olarak; içtenliği ve toplumla bütünleşmiş olduğu hiç kuşkusuzdu. İkincisi, alçakgönüllü ve düşünceyi uygulamaya koyabilen bir kişiydi ve insanlardan yapamayacakları şeyler istemezdi.

Konfüçyüs Çinlilerden temel inançlarını değiştirmelerini istemiyor, halkın geleneklerinde var olan idealleri açık ve etkileyici bir üslupla yeniden ifade ediyordu. Tarihte belki de hiçbir filozof halkının temel görüşleriyle bu kadar iç içe olmamıştır. Konfüçyüs’ün Çin kültürüne sıkı sıkıya bağlı idealleri, Doğu Asya dışında geniş bir etki alanı bulamamıştır. Bununla birlikte, her ikisi de Çin kültüründen büyük ölçüde etkilemiş olan Kore ve Japonya’ da kuvvetli etkileri vardır.

Günümüzde Konfüçyüsçülük Çin’de düşük bir konuma sahiptir.

Geçmişten tamamen kopma çabasındaki Çin Komünistleri, Konfüçyüs ve doktrinlerine şiddetle saldırmışlardır ve Konfüçyüsçülüğün tarih üzerinde etkili olduğu dönemin artık sona erdiği söylenebilir.

Bununla birlikte, Konfüçyüs’ün fikirleri geçmişte Çin’de o kadar derinlere kök salmıştır ki, önümüzdeki yüzyılda Konfüsyüsçülük yeniden ortaya çıkarsa buna hiç şaşırmamak gerekir.

Benzer Konular
Sabina Toziya Kimdir?
Andy Weir Kimdir?
Damla Can Kimdir ?
Nihat Doğan Kimdir ?