Haşhaşi Tarikatı ve Suikastçıların Özellikleri

/ 16 Aralık 2017 / 222 Görüntüleme / yorumsuz /
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (oy yok)
Loading...

‘’Haşhaşi’’ kelimesinin ne anlama geldiği 19.yüzyıla kadar birçok fikir ayrılığına sebep olmuştur. ‘’Haşhaş’’ kelimesi ‘’kuru ot’’ ve ‘’hayvan yemi’’ anlamına gelir. Sonralar da ise daha derin bir anlam kazandırılmıştır. Hint keneviri ile özdeşleşen ‘’Haşhaş’’ kelimesinden ‘Haşhaşi’’ kelimesi türemiştir. Bu bir uyuşturucu maddenin ismidir. Araştırmalara göre Tarikatın kurucusu ‘’Hasan Sabbah’’ Suikastçılarına vadettiği cenneti tattırabilmek ve onları etki altına almak için onları bu uyuşturucuya alıştırmaktaydı. Uyuşturucuya kullanan Suikastçı kişi kendinden geçmekte ve hayal görmekteydi. Bu esnada onlara kadın ve şarap sunan Hasan Sabbah onlara cenneti böyle anımsatmaktaydı. Hasan Sabbah bu tarikatın lideriydi ve müritlerine ‘’esasiyim’’ derdi. İngilizcede ‘’Assassin’’ olarak bu kelime Suikastçı, katil, kiralık katil anlamına gelir.

Haşhaşi’lerin tarihi Alamut Kalesi’nin alınması ile başlamıştır. Hasan Sabbah kendine ve müritlerine, Selçuklularla mücadele etmek için ulaşılmaz bir yer aramış ve burayı bulmuştur. Büyük ve çok yüksek bir kayalık tepeye inşa edilen bu kaleye giden tek yol, dar bir patikadan geçmekteydi. Alamut kalesi gizlice alındıktan sonra Hasan Sabbah ve Haşhaşiler örgütlerini kurdu faaliyetlerine başladı.

Haşhaşiler, Orta Çağ İslam dünyasının kaderinde etkili rol oynamışlardır. Taht kavgalarına, Büyük Selçuklu Devleti’nin düşüşüne yol açmışlardır. Haşhaşiler’in tarikatı sıkı ce katı kurallara dayanmaktaydı. Özel bir askeri taktik olan ‘’Tek önemli kişiyi öldürmek’’ faaliyetini temel olarak almışlardır. Suikastçılar, suikastlarını da kendilerince dini bir şekilde uygulamışlardır. Ok, zehir, boğma gibi yöntemler kullanmamış neredeyse bütün suikastlarını hançer ile gerçekleştirmişlerdir. Düşünülenin aksine Suikastçılar asla kaçmazlar. Suikastı yaptıktan sonra kendi kendini öldürtmeye çalışırdı veya kendini korumalara öldürtmeye vakit bulamazsa hiç konuşmadan linç edilerek veya farklı şekillerde öldürülmeyi beklerdi. Bunun sebebi suikasta ayinsel bir hava katmak, insanları korkutmak ve etkilemekti. Ancak Orta Çağ İslam tarihi uzmanı Bernard Lewis’e göre Haşhaşiler’in kendilerini öldürmesi günümüzde canlı bombalar ile aynı değildi. Suikastçılar intihar etmez başkaları tarafından öldürülmeyi beklerdi. Çünkü İntihar etmek bir günahtı.

Selçukluların birçok operasyon düzenlemesine rağmen çok zor bir bölgede olduğu için yıkamadıkları Haşhaşiler, Selçukluların dağılmasından sonrada etkisini sürdürmeye devam etmiştir. Fakat Moğolların İran’ı ve Bağdat’ı ele geçirmesine kadar ayakta kalabilmişlerdir. Moğollar başta Alamut Kalesi olmak üzere tüm kalelerini yakıp yıkmışlardır.

Bir rivayete göre Sultan Sungur, İsmaililer’in üzerine ordu göndermeye hazırlandığı sırada, sabah uyandığında yastığının başında saplanmış bir hançer görür. Bu olaya çok şaşıran Sultan Sungur’a ertesi gün elçi bir mesaj getirir. Mesajda şu yazılmıştır: ‘’Ben istemez miydim ki o hançer sert taşa değil de Sultanın yumuşacık göğsüne saplansın! Bizimle uğraşmaktan vazgeç.’’ Hançeri saplayan Hasan Sabbah’ın saraya yerleştirdiği casus kadın cariyelerden biriydi.