Buda kimdir? Budizm ve öğretileri nelerdir?

/ 12 Haziran 2017 / 350 Görüntüleme / yorumsuz /
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1)
Loading...

Budistler tarafından tüm dünyada Buda olarak kabul edilir. Sanskritçe’de “uyanmış kişi” anlamına gelen Buda, peşine düştüğü yaşam ve ölümün ardındaki gerçeğin arayışı sonucu Sidarta Gotama’da oluşan ruhani aydınlanmayı anlatmak için kullanılan bir unvandır.

BUDA (SİDDHARTHA GAUTAMA) KİMDİR?

Gotama Buda, MÖ 563-483 arasında Hindistan’da yaşadığı tahmin edilen ruhani öğretmen ve Budizm‘in kurucusudur. Buda adı «aydınlanmış, uyanmış en yüce bilgeliğe ulaşmış» kişi anlamında sonradan verilmiş bir san, bir lakaptır, Buda’nın asıl adı Sidhatta Gotama ya da Sanskritçe söylenişine göre Siddharta Gautama’dır. Siddharta’nın amacına ulaşmış kimse anlamına gelmesi bu sözcüğün de bir ad olmayıp bir san, bir lakap olması olasılığını çoğaltmaktadır. Bazı araştırmacıların savına göre Gotama adıysa Buda’nın soyadıdır.

Nepal sınırının yakınlarında bulunan Kapilavastu şehrinde hüküm süren bir kralın oğluydu. On altı yaşındayken aynı yaştaki kuzeniyle evlendi.

Sarayın tantanalı ortamında yetişen Siddhartha’nın maddi rahatlık anlamında hiçbir eksiği yoktu. Bununla birlikte derin bir doyumsuzluk içindeydi.

Yirmi dokuz yaşındayken, ilk oğlunun doğumundan hemen sonra, Gautama yaşamakta olduğu hayatı bırakması ve kendisini, tüm kalbiyle gerçeği aramaya adaması gerektiğine karar verdi. Saraydan, arkasında karısını, yeni doğmuş oğlunu ve dünya malını bırakarak ayrıldı ve tek kuruşsuz bir gezgin oldu.. Dünya zevklerinden tamamen el çekmenin gerçek bilgeliğe giden yol olduğu inancı çok yaygındı.

Birkaç yıl oruç tutarak ve nefsine eza ederek yaşadı. Ama zaman içinde bedenine işkence etmenin sadece beynini bulandırdığını, O’nu gerçek bilgeliğe götürmediğini fark etti. Yeniden yiyip içmeye başladı ve dünya zevklerinden el etek çekme fikrinden vazgeçti.

İnzavada olduğu sürede insanın varoluş sorunlarıyla teke tek çarpıştı. Sonunda bir gece, dev bir incir ağacının altında otururken yapbozun tüm parçaları yerli yerine oturur gibi oldu. Siddhartha bütün geceyi derin düşünceyle geçirdi, sabah olduğunda çözümü bulduğuna ve artık Buda, “aydınlanmış olan” olduğuna inandı.

Bu sırada otuz beş yaşındaydı. Hayatının geri kalan kırk beş yılında, Hindistan’ın kuzeyini, dinlemeye istekli olan herkese yeni felsefesini anlatarak, baştanbaşa gezdi.

M.Ö. 483 yılında öldüğünde binlerce mürit edinmişti. Sözleri kayda alınmamış olmakla birlikte, havarileri öğretisinin büyük kısmını ezberlemişlerdi ve bu öğreti sonraki kuşaklara ağızdan ağıza aktarıldı.

Gautama’nın ölümünden bir süre sonra yeni din yavaş yavaş yayıldı. M.Ö. 3. yüzyılda, büyük Hint İmparatoru Asoka Budizm’i kabul etti. O’nun desteğiyle Budist etki ve öğreti Hindistan’da hızla genişledi ve komşu ülkelere yayıldı. Buradan da güneydoğu Asya’nın tümüne ve günümüzde adı Endonezya olan Malaya’ya yayıldı. Budizm kuzeye doğru da genişleyerek tam kuzeyde Tibet ve kuzey batıda Afganistan ve Orta Asya’yı etkisi altına aldı. Çin’ de büyük bir mümin kitlesine sahip olduktan sonra Kore ve Japonya’ya yayıldı.

Hindistan’ da ise bu yeni inanç, 500 yılından sonra gerilemeye başlayarak 1200’lerden sonra neredeyse tamamen kayboldu. Diğer yandan Çin ve Japonya’da Budizm çoğunluk dini olarak kaldı. Tibet ve güneydoğu Asya’ da yüzyıllardır belli başlı dindir.

Budist felsefedeki barışcı yan, Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta olduğundan çok daha fazla ö ne çıkmaktadır. Şiddete karşı oluşları, Budist ülkelerin siyasal tarihlerinde çok belirgin bir rol oynamıştır.

Budist öğreti, hiçbir bakımdan Hint felsefesinin bir başka şekilde ifadesi değildir ve Budizm, Gautama Buda’ nın ortaya attığı kavramların özgünlüğü ve felsefesinin çekiciliğinden dolayı Hindistan sınırlarının çok ötesine yayılmıştır.

Budizm Nedir?

Günümüzde milyonlarca insan tarafından dinsel bir tapınç haline getirilen Budacılık, özünde M.Ö. 500 yıllarında Buda Sakyamuni tarafından ortaya konulmuş bir yaşam felsefesi, bir yaşam yoludur.

Bir tek amacı vardır öğretinin o da Buda’nın aydınlandıktan sonra öğretisini yaymaya başladığında tekrar tekrar söylediği şu sözlere, şu anlayışa dayanır: ”Ben sadece acıyı ve onu nasıl yok edeceğinizi öğretiyorum.”

Kimilerine göre “din” kimilerine göreyse “felsefi” bir akım Budizm. Tarihsel serüveninde Hindistan’da başlayıp zaman içinde Çin, Japonya, Kore, Moğolistan, Nepal, Sri Lanka, Tayland ve Tibet gibi ülkelerde de benimsenerek milyonlarca kişiye ulaşmayı başarmış.

Budizm’de yaşamın tüm evresinin acılarla dolu olduğuna inanılır.

Budizm’e göre yaşam acılarla doludur ve bu yaşamın bir gerçeğidir. Gerçekleri kabul etmemizi öğütleyen öğreti şöyle der; “Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.”

BUDİZMİN ÖĞRETİLERİ

Hem eski hem de günümüzdeki Budist okullarının, birinin Budist sayılabilmesi için çok az şart vardır. Temel koşulları , “Dört Yüce Gerçek” öğretisini kabul etmek ve sonraki temel yaşama hazır olmaktır.

Dört Asil Hakikat: Budizmin temelini oluşturmaktadır. Dukkha, Samudaya, Nirodha ve Magga. Dört Yüce Gerçek, Buda Gautama’nın aydınlığa ulaştıktan sonra verdiği, ilk öğreti halkasının ve Budist öğretilerin temelini oluşturan bir ifadedir. Bu dört yüce hakikat şunlardır:

Dukkha : Yaşam acı doludur.
Samudaya : Acıların sebebi cehalet, açgözlülük ve öfkedir.
Nirodha: Sebeplerin ortadan kalkması, acıların ortadan kalkmasını getirir.
Magga:  Acıların sona ermesinin yolunu sekiz katlı asil yol gösterir.

Hem eski hem de günümüzdeki Budist okullarının, birinin Budist sayılabilmesi için çok az şart vardır. Temel koşulları “Dört Yüce Gerçek” öğretisini kabul etmek ve sonraki temel yaşama hazır olmaktır.