Albert Einstein Kimdir?

/ 10 Haziran 2017 / 290 Görüntüleme / yorumsuz /
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1)
Loading...

Albert Einstein, Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya gelmiştir. Einstein’ın babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibidir. Annesi ise klasik müzik meraklısı olan bir ev hanımıdır. Konuşmaya geç başlaması ailesini tedirgin etmiştir. Ancak bu korkularının yersiz olduğunu ilerleyen yıllarda anlamışlardır. Hayal gücü çok zengin olan Einstein’ın çocukluğu Münüh’ de geçmiştir.  Orta öğrenimini İsviçre’de yaptı ve 1900 yılında İsviçre vatandaşı oldu. Doktorasını 1905 yılında Zürih Üniversitesi’nde tamamladı. Ancak o zamanlarda bir akademik konum edinemedi.

ALBERT EİNSTEİN KİMDİR?

Doğum Tarihi: 14 Mart 1879 (Ulm, Almanya)
Ölüm Tarihi: 18 Nisan 1955, (New Jersey,ABD)
Çocuklar: Eduard Einstein, Hans Albert Einstein, Lieserl Einstein

Eş: Mileva Maric (1903–1919),  Elsa Einstein ( 1919–1936)

Albert Einstein; Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi ve bilim insanıdır. Einstein yirminci yüzyılın ve tüm zamanların en büyük bilim adamalarındandır.

Einstein’ın ilk evliliği boşanmayla sonuçlanmış, ikincisi ise göründüğü kadarıyla mutlu bir evlilikti. İki oğlu vardır.

Giyim kuşam ve sosyal eğilimler konusunda tescilli bir bireyselciydi. İnce bir mizah anlayışına sahipti, kendisine yakışan bir alçakgönüllülüğü vardı, keman konusunda da bayağı yetenekliydi.

Einstein çevresindeki dünyanın insanlarla ilgili yanına da her zaman ilgi duydu ve siyasi konulardaki görüşlerini sık sık ortaya koydu. Siyasal despotluğun kararlı bir karşıtıydı, ateşli bir savaş karşıtı ve Siyonizm’in sıkı bir savunucusuydu.

1913’te Berlin Üniversitesi’nde profesörlüğe atandı. Bu konum ona isterse vaktinin tamamını araştırmalarına verebilme serbestliği getirdi.

Alman devleti O’na sunduğu bu son derece cömert olanaklardan hiç pişman olmadı; çünkü Einstein, yalnızca iki yıl sonra genel görelilik teorisinin formülünü ortaya koymayı başardı. 1921yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü. Albert Einstein,bu ününü ‘İzafiyet Kuramı’ na borçludur.

Aslında iki teori söz konusudur:  Özel Görelilik Kuramı ve Genel Görelilik Kuramı.

Bunlardan genel görelilik kuramı  “Einstein’ın yerçekimi kanunu” olarak adlandırılır.

Her iki kuram da son derece karmaşıktır. Özel Görelilik Kuramına göre  “her şey görecelidir.”

Einstein’ın kuramı, mutlak zamanın varlığını reddederek bilimsel düşünceyi temelden değiştirdi.

Einstein’ın görelilik teorisinin sonuçlarından biri, madde ve enerjinin bir anlamda eşdeğer olduğu ve aralarındaki bağıntının  E=Mc2 formülüyle ifade edilebildiğidir. Burada E enerji, M kütle ve c de ışık hızını simgelemektedir.

Işık hızı saniyede 300.000 km olduğuna göre c2, yani bu çok büyük sayının kendisiyle çarpımı, muazzam bir sayısal değerdir. Buradan varılacak sonuç da; küçük bir kütlenin enerjiye kısmen dönüşmesinin bile korkunç bir enerji açığa çıkarabileceğidir.

Elbette ki atom bombası veya bir nükleer tesis sadece E=Mc2 formülüyle yapılamaz. Atom enerjisinin gelişiminde başkalarının da çok önemli rolleri olduğu akılda tutulmalıdır, ancak Einstein’ın bu konuya katkısının ne kadar önemli olduğu tartışılmaz.

Özel görelilik ateşli bir muhalefet yarattı ama, bir nokta üzerinde herkes hemfikirdi: Bu ortaya atılmış ve atılacak olan en kafa karıştırıcı bilimsel kuramdı. Fakat hepsi yanılıyordu; çünkü Einstein’ın genel görelilik teorisinin çıkış noktası, yerçekimi etkisinin bildiğimiz anlamda “fiziksel güçler” in değil de, uzayın kavisli yapısının bir sonucu olduğu önermesidir. Hakikaten şaşırtıcı bir düşünce!

Uzayın kavisi nasıl ölçülebilir? Uzayın kavisli olduğunu söylemek ne anlama gelmektedir? Einstein böyle bir kuramı geliştirmekle kalmadı, teorisini matematiksel olarak açıkça ifade etti ve bu ifadeden net önermeler yapılmasını, hipotezin doğrulanmasını sağladı.

Genel görelilik kuramı bazı yönleriyle diğer bütün bilimsel kanunlardan ayrılır. Öncelikle Einstein kuramını deneylere değil de Antik Yunan düşünürlerinin ve ortaçağlardaki bilim adamlarının da yapmaya çalıştığı gibi- simetriye ve matematiğin zarafetine dayandırmıştır. (Böylece modern bilimin deneysel bakış açısının tersine bir tutum izlemiştir.) Fakat, Antik Yunan düşünürleri güzellik ve simetri arayışları sırasında deneylerin sınamasından başarıyla çıkabilen bir mekanik kuramı bulamazken, Einstein’ın bulduğu kuram bugüne kadar her sınavda başarılı olmuştur. Einstein’ın yaklaşımının bir sonucu, genel görelilik kuramının, tüm kuramların en güzeli, en zarifi, en güçlüsü ve entelektüel açıdan en doyurucu olanı ilan edilmesidir.

Genel görelilik diğer kuramlardan başka bir yönüyle de farklıdır.

Diğer bilimsel kanunlar yalnızca yaklaşık olarak geçerlidir. Bir çok durumda geçerlidir, ama hepsinde değil. Bildiğimiz kadarıyla genel görelilik kuramının hiçbir istisnası yoktur. Genel görelilik teorisi şimdiye kadar, bir bilim adamının bugüne dek öne sürdüğü nihai doğruya götüren yaklaşımlar arasında, nihai doğrunun en yakınına ulaşan yaklaşım olma özelliğini korumaktadır.

Einstein, görelilik kuramları nedeniyle meşhur olmakla birlikte, bilimsel alandaki diğer başarıları O’nun her durumda bir bilim adamı olarak tanınmasını sağlayacak niteliktedir. Hatta, daha önce Albert Einstein, fizikçilerin kafasını epey karıştıran önemli bir kavram olan “fotoelektrik etki” konusunu açıklayarak Nobel fizik ödülünü kazanmıştır.

Einstein’ın görelilik teorisinin ortaya konulmasındaki payı yüzde yüz değilse de, büyük bir yüzdesinde hakkı olduğu kesindir. Görelilik kuramlarının, aynı derecede önem taşıyan diğer fikirlerin hepsinde olduğundan daha fazla, tek ve olağanüstü bir dahinin yaratısı olduğu gerçektir.

Einstein Yahudi olduğundan Almanya’daki konumu Hitler’in güç kazanmasıyla birlikte güvenli olmaktan çıktı. 1933′ te İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde çalışmak üzere Princeton, New Jersey’ye taşındı ve 1940’da Amerikan vatandaşı oldu.

18 Nisan 1955’te Albert Einstein iç kanama geçirmiş. Doktorlar ameliyatın gerekliliğini savunsalarda, Albert Einstein ameliyatı şu sözlerle reddetti, “İstediğim zaman gitmek istiyorum. Hayatı yapay bir şekilde uzatmak tatsız. Ben payımı kullandım, şimdi gitme zamanı ve bunu zarif bir şekilde yapmak istiyorum.” ve 76 yaşında, Princeton Hastanesi’nde gece saat 01.55’te yaşamını yitirmiştir.
İşte işin ilginç bir tarafı daha var; o da profesörün beyninin çalınması.

Einstein’ın ölüm nedeninin belirlenmesi istendi. Otopsisi sırasında Princeton Hastanesi patolojisti Thomas Stoltz Harvey o gece nöbetteydi ve Albert Einstein’ın Beynini kafatasından çıkardıktan sonra “Bu dünyamız hakkında her şeyi değiştiren beyindir” demiştir. Harvey bedeni yakılması için hazırladı. Beyni ise kendi sefer tasına koydu ve evine götürdü.

Evet Einstein’ın beyni çalındı…

Beyni çalınan Einstein’ın ailesi şoktaydı. Hükümet yetkileri, ailesi beynin iade edilmesini istiyordu ancak Harvey direndi. İşinden oldu. Harvey beyni bilimsel araştırmalarda kullanılacağına yemin etti, ailesi bu isteğinden vazgeçti. Daha sonra Einstein’ın kalıntıları ailesi tarafından yaktırıldı ve külleri bilinmeyen bir yere serpildi. Harvey 1985 yılına beynin bir kısmını bir uzmana gönderdi. Uzmanın incelemesi ve açıklamaları sansasyona neden oldu. Çalışmalar Einstein’ın beyninde bulunan ve beyin nöronlarını besleyen glial hücrelere odaklanmıştı. Einstein’ın beyninde normal bir insana nazaran daha fazla glial hücre bulunuyordu.

Benzer Konular
Sabina Toziya Kimdir?
Andy Weir Kimdir?
Damla Can Kimdir ?
Nihat Doğan Kimdir ?